Son dakika: DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan’dan dikkat çeken açıklama! “Başlattığımda Tayyip Bey’in haberi yoktu”

Son dakika haberi: DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Babacan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili sözleri ise gündem oldu. Ali Babacan ek olarak 6’lı Masa’ya ilişkin olarak da konuştu. İşte haberin bilgileri…

Ali Babacan’ın açıklamalarından satır başları:

  • İyi bir şey yapmak için kimseden izin almama gerek yok. Bizim ilişkimiz patron-işçi, amir-memur şeklinde olmadı. Ben masaya AK Parti’nin kurucusu olarak oturdum. ‘Benim bakanım, benim valim’ yeni terimler dizgesi, benim dönemimde yoktu. Paradan 6 sıfır atılması mevzusunda, bir sual sordu, yanıt verdim. İlk kere orada duyulmuş oldu. Başlattığımda Tayyip Bey’in haberi yoktu. ‘Bu tarz şeyleri açıklamışsın fakat keşke bana söyleseydin ben açıklasaydım’ dedi. Ben de ‘efendim soruya verdiğim cevaptı bu’ dedi.

  • Sayın Erdoğan’da Ali babacan kompleksi seziyorum. Bugünkü açıklaması da fazlaca enteresan. Mecburi tasarrufla ilgili mevzu. Uzun seneler çalışanların maaşından kesildi ve devlet harcadı.

  • Tarih 13 Aralık 2002. 18 Kasım’da hükümet kurulmuş. Hepimiz bizlere ‘nemamız nerede’ diye soruyor. Gömü Bakanı olmuşum. İnsanlar 20-25 yıl alacağını istiyor. 4 Şubat’ta 6 büyük sendika temsilcisi ile oturup müzakereler yapmışız. 4 Şubat saat 03.00 civarında basın huzurunda anlaştığımızı açıklamışız. Sendikalarla tam mutabık kaldık. Ödeme planı, işletecek faiz, uygulanacak rakamlar, taksit sayısı.

“NE SAYIN ERDOĞAN’DAN NE GÜL’DEN TALİMAT ALDIM”

  • Sayın Erdoğan’ın kaçırılmış olduğu bir şey var. Geçmişi hatırlamakta güçlük çekiyor olabilir. O gün genel başkan, Başbakan değil. O gün Abdullah Gül Başbakan. Açıklamayı da KESK Başkanı Sami Evren antak kalma metnine imza atmak istememişti. Sabah Abdullah Bey aradı, ‘bitirmişsiniz, açıklamışsınız, iyi mi anlaştınız’ dedi. Anlattım ‘hayırlı olsun’ dedi. Bu anlaşmalar için ne sayın Erdoğan’dan ne Gül’den yönerge aldım. Esasen devletin borcu. ‘Borcumuzu ödeyebilir miyim’ diye izin mi alacağım?

  • AK Parti Sözcüsü’nün kimi hedeflediğini bilmiyorum. Eğer beni hedefliyorsa şunu kaçırıyorlar, ben ülkenin ilk AK Parti’de AB Baş müzakerecisiyim. Tüm düzeltim sürecinin baş müzakerecisi olunca sürecin haricinde olmak mümkün değil.

  • Türkiye’de bir demokrasi mücadelesi verilmişse, AK Parti’nin iyi günlerinde Türkiye insan haklarında başarı göstermiş olduysa o devrin sözcüsü, Dışişleri Bakanı, baş müzakereci olarak bendim. İşin insan hakları boyutuyla ilgili başka bakanlar da devredeydi. Bu işlerden görevli İçişleri Bakanları, Hakkaniyet Bakanları oldu dönem dönem.

  • Ben AB Bakanlığı kurmadım. ‘AB işi her bakanlığın kendi işi olmalı’ dedim. Ziraat Bakanlığı’nı devreye soktuk, hukuk hakkaniyet mevzusunda Hakkaniyet Bakanlığı haiz oldu. Koordinasyonu biz yaptık fakat içerideki iç iletişimin işin sahibi bakanlar tarafınca gitmesini uygun gördüm. Mevzu sıhhat ise Sıhhat Bakanlığı’nı dahil ettim.

b2

  • Dışişleri Bakanı iken yaptığım konuşmaları inceleyin. AB Bakanı iken yaptığım konuşmalarını inceleyin. O dönemde ilgili bakanların işi sahiplenmesini sağladım. 33 faslın 10 tanesini müzakereye açtık. Şu anda iktidarın içine düşmüş olduğu durum zor durum. Ruh hallerinde hep şu var ‘Biz bir zamanlar hep başarı göstermiş olduk.’

  • İnsan deposu erimiş durumda, dürüst ve yeterli insanoğlu fazlaca zayıfladı. İş üretecek fazla kadro yok ellerinde. Bu iş kadro meselesidir. Biz her alanda çözüm üretiyoruz.

“YARGI REFORMUNDA 200 HUKUKÇUNUN EMEĞİ VAR”

  • Tarımdan afet yönetimine, yargıı reformundan detaylı hazırlığımız oldu. Hükümet programının uygulama planları dahil. Takvime bağlanmış uygulama planı var burada. 6’lı Masa’nın emek harcaması bir asgari ortaklaşa. Bizim çalışmamız 6’lı Masa’nın ortak çalışmasından fazlaca daha geniş. Bu DEVA Partisi’nin iddiası.

  • Çalışmalarımızın Cumhuriyet tarihinde örneği yok. Hükümet kurulur kurulmaz bu tarz şeyleri bakanların önüne koyacağız. ‘Aklınıza yatanları derhal yapın’ diyeceğiz. Bu çalışmaların arkasında heyetler var. Yargı reformunda 200 hukukçunun emeği var.

“85 MİLYONUN TAMAMINI KUCAKLAMA İDDİASIYLA BU İŞE BAŞLADIK”

  • DEVA Partisi olarak Türkiye’nin yepyeni bir anayasaya ihtiyacı bulunduğunu söylüyoruz. Bunlar hep arkasında durabileceğimiz iddialardır. Uygulama imkanı Meclis aritmetiğiyle ilgili doğal ki. Biz DEVA Partisi’ni kurarken Türkiye’de herhangi bir siyasal partinin bu ülkenin sorunlarının çözüne inansaydık, kurmazdık. Hiçbir tabuya bağlı kalmayacağız dedik. 85 milyonun tamamını kucaklama iddiasıyla bu işe başladık.

  • Milliyetçiliği, milletin tümünü kucaklayabiliyorsanız o şekilde görüyoruz. Toplumun bir kısımını iteleyerek, öteleyerek, yalnız bir kısmını seviyorsanız bu milliyetçilik olmuyor. Bizim milliyetçiliğimiz 85 milyonun tamamını kucaklayabilmek.

  • Dün sabah kamuoyuna duyurduğumuz 1,5 senelik bir emeğin ürünü, tam bir yapıt. 354 kalem iş var. Burada hayvan hakları, tabiat hakları var. Bu şekilde bakmış olduğunuzda dünden beri tartışılan yalnız 2 madde tartışılıyor. Demek ki 354 maddede bir şey bulamamışlar.

“TALEPLERİMİZDEN VAZ GEÇMEYECEĞİZ”

  • Şu andaki iktidar dar politika yapmış olduğu için bu emek harcamaları kavraması zor. Anlasa bile şu anki siyasal çizgilerine ters düşüyor. Biz 6 Masa’ya oturduk diye, 6 parti birleşip tek parti olmadık ki. Biz taleplerimizden vaz geçmeyeceğiz. 2001 senesinde AK Parti kurulduğunda, deseydik ki, ‘TRT Kürtçe kanal açmalı’ diye. AK Parti ne olursa olsun kapatılırdı. Sonrasında TRT Şeş açıldığında TRT Kürdi kurulduğunda normalleşmiş bir ortam vardı.

  • Bizim iddialarımız hayata kolaylıkla geçirilecek iddialar. Tehlikeli sonuç mevzularda fazlaca geniş istişareler yaptık.

  • Biz 66. maddeye 85 milyonun hepsini koyduk. Ana dilinde eğitim meselesi. Ana dili diyoruz. Bir hanede annenin konuşmuş olduğu dil anlamına gelir ana dili. Ananın ak sütü kadar helal bir mevzudur diyoruz. Anayasa’nın da o şekle getirilmesini istiyoruz.

  • Anayasa’nın ilk 4 maddesiyle ilgili hiçbir değişim önerimiz yok. En küçük değişim bir önerimiz var. Bunun okunması, insanların hazmetmesi, anlaşılması birkaç hafta alacak. Biz Türkiye’nin hiçbir sorunundan kaçmıyoruz, korkmuyoruz, üstüne üstüne gidiyoruz.

“BİR ÜLKEDE 2 MİLYON TERÖR ÜYELİĞİ OLABİLİR Mİ?”

  • Gerçek FETÖ’cü ise doğal ki af söz mevzusu değil. Fakat beraat ettiyse, savcılık soruşturmaya gereksinim duymadıysa, takipsizlik verildiyse onların haklarının doğal ki iade edilmelidir diyoruz. Mahkeme beraat ettirmiş, hala işten atılmış görülüyor. 1 milyon 574 bin şahıs Türkiye’de terör örgütü üyeliğiyle soruşturmaya doğal olarak tutulmuş durumda. Muhtemelen sayı 2 milyonu geçti. Bir ülkede 2 milyon terör üyeliği olabilir mi? 129 kaynaktan yararlanılarak hazırlanmış bir hukuk metni.

  • FETÖ sisteminin merkezinde bulunan, içinde olan, karar alma mekanizmalarında olan hiçbirine af yok. FETÖ askeri darbe halletmeye kalkışacak kadar aklını yitirmiş bir teşkilat. Tarikat aslına bakarsak yol anlamına gelir. Tanrı’a erişme yolu.Dini özgürlükler alanıda değerlendirilmeli. Sadece bu tür yapıların şemsiyesi altında politika, tecim dönüyorsa onu incelemek de devletin görevidir.

  • 34 yaşına kadar ticaretle uğraşan, siyasetle işi olmayan bir aileden geliyorum. Siyasete ilk adımı AK Parti’den attım. Kolları sıvadım ve girdim. İyi ki de girmişim diyorum, güzel işler yaptık. Aynı şekilde DEVA Partisi’ni kurduk. Türkiye’nin problemlerinin meşru siyasetle çözüldüğü için buradayız.

“OYLARIMIZI 2023’DE GÖRECEĞİZ”

  • 2018’de tüm partilere oy veren kimseler gelmişler DEVA Partisi’ni kurmuşlar. Ortalama 180 bin üyemiz var. Üyelerimizi tanıyoruz, oylarımızı 2023’de göreceğiz. Yüzde 30 AK Parti, yüzde 20 CHP, yüzde 10 HDP, yüzde 10 MHP’ye vermişlerdi geçmişte. Eşit vatandaşlığına inanan bir teşkilat ağımız var bizim. İnsanların etnisitesine, dinine, mezhebine, inanıp, inanmamasına bakmıyoruz, yaşam tarzına bakmıyoruz. Hepimiz için özgürlük, hakkaniyet, refah ve zenginlik diye yürüyoruz. 81 ilde örgütümüz var bizim.

  • Örneğin Yozgat’ta miting yapmış oldu. 10 bin kişilik meydan doldu, üstelik bayrağımızı sallayan, bizlere tezahürat meydana getiren insanlarla doluydu. Siirt’te yaptık. Trabzon’da yaptık. İki şehirde de ana meydan doldu. Anketlere baksanız DEVA Partisi’nin hiçbir yerde miting yapamaması lazım.

  • İktidarla bu tür yapılar içinde bir pazarlık bir al-ver ilişkisi olmuş. Sizin mensuplarınız bizlere oy versin ikimiz de size şunu verelim. Verilen imtiyazdır, mahkemeye işi fikir hoşgörme göstermektir, şudur budur.

CEMAAT VE TARİKAT AÇIKLAMASI

  • Biz cemaatler, tarikatlar, dini gruplar saydam ve açık bir halde dernek olarak yapılanabilsinler dedik. Şu anda yasak. Bazı ticari faaliyetler, ekonomik gereklilikler sebebiyle tüzel kişiliğe gereksinim duyuyorlar, dernek kuruyorlar. Niye kayıt dışı olsun ki? İnancı doğrultusunda örgütlenebilme örgütlüğü insan hakkı. Fakat resmen yapabilmeliler. İbadethanelerini açabilsinler. O kanunlar hakkaten yasaklayabilmiş mi? Yer altına inince devletin denetleme imkanı kalmıyor. Biz saydam olsun, açık olsun diyoruz.

  • Devrim kanunlarının o gün için bir mantığı var, anlıyorum. Fakat bugünün şartlarına bakılırsa yine bakmamız gerekiyor. Vakıf ya da dernek içinde ‘biz dini örgütlenmeliyiz’ desinler. Vakıflara bağlansınlar. Diyanet’in iç yapılanmasının değişmesi icap ettiğini düşünüyoruz.

  • İnsanlar ‘hükümetin propagandasını dinlemek istemiyorum’ diye cuma namazına gitmiyor. Bunun vebalini düşünebiliyor musunuz? Şu anda yasak olduğundan kayıt dışına gitmek zorunluluğunu hissediyorlar. Açık olsun, işlerini kurallarına uygun yapsınlar. Devlet denetlesin.

  • Asla kimse kendi mahalleme zarar gelmesin diye yanlışların üstünü örtmeye kalkmasın. Bizim tutumumuz daima şeffaflıktan yana. Devlet kaide koyar, düzenleme yapar, arkasından da uyup uymadığını denetler. Bunu adaletle yapar. Karar alırken istişare ile yapar.

“ÜLKEYİ YÖNETEN ZİHNİYET BAĞIMSIZ BİR KURUM BIRAKMADI”

  • Hakkaniyet, eşitlik, şeffaflık bu kuralları uygulayın emin olun hiçbir problem kalmaz. Şu anda ülkeyi yöneten zihniyet bağımsız bir kurum bırakmadı ki. Özerk emek harcaması ihtiyaç duyulan ne var ise tamamını direktifle yürüttüğü için maalesef güçler ayrılığı, denge denetim sistemi kalmamış memlekette. Fakat hepsinin çözümü var. İyi bir kadroyu görevlendirin, iyi istişare ile karar alın. Hiçbir şey yapmayın, yalnız ziraat fiil planındaki maddelere bakın, bu ülke Avrupa’nın en büyük üreticisi olmaya hazır. Siz sulamaya yatırım yapın. Ukrayna’dan gelecek buğday gemisi için gözlerimiz yolda kaldı.

  • Enflasyonda maliyeti aşağıya çekelim diyoruz. Gübrenin, yemin yarısını devlet ödesin diyoruz. Maliyetleri aşağı çektiğinde, 10 liralık devlet deposu ayırdığınızda maliyet aşağı iner. Şimdi o duruş yok.

  • TÜİK uzunca süredir gerçek enflasyonu açıklamıyor. Gerçek enflasyonu vatandaşımız görüyor, yaşıyor. Yeni ev tutup da kira ödeyen, elektrik, doğalgaz faturası ödeyen hepimiz görüyor.

EMEKLİ ZAMMINA İLİŞKİN AÇIKLAMA

  • Bugünkü yüzde 25 zam açıklaması yüzde 15.4’e bakılırsa yapılmış oldu. Sayın Erdoğan ‘gönlümden koptu yüzde 25 zam veriyorum’ dedi. Tüketici Derneği yüzde 36 açıklamış. İTO bile yüzde 24 açıklamış. İTO ile TÜİK arasındaki makas ilk kere bu kadar büyüdü. Gerçek enflasyonla tüm vatandaşın cebinden kepçe ile toplayıp arkasından kaşıkla vermeyi müjde olarak açıklıyorlar. En fazlaca buna üzülüyorum. Sağlam bir enflasyon mücadelesi programıyla, buna gelirler politikası denir.

  • Gelirler insanların maaşı ile düzenlemedir. Topyekün maliye, para politikası, enflasyonla politikasıyla birlikte alırsanız kalıcı olur. Enflasyon önden gidiyor, maaşlar arkadan yakalamaya çalışıyor. Enflasyonun artmasının sebebi tamamen kur artışıdır. Bir ara dolar bazında da artış oldu. Petrolda oldu, enerjide oldu. Döviz kurunun kontrolünün kaybedilmesi ve sıçramanın tüm maliyetleri bastırmasıdır. Peki sonuçta ne oldu?

“PARASI OLANIN DAHA ÇOK PARASI VAR”

  • Son 2 yılda TÜİK’in verilerine bakarak hisse ne olmuş? Daha iki yıl ilkin. İşgücü, kısaca alnının teriyle çalışan son 2 yılda toplam gelirden yüzde 37 alırken, yüzde 25’e düşmüş. Varlıklı daha da zenginleşmiş. Parası olanın daha fazlaca parası var. Fakat alın teriyle çalışanların toplam ekonomiden almış olduğu hisse düşmüş.

  • Aslolan probleminin temelinde ödenen faizler var. Faizi parası olan alıyor. Devletin ödediği faiz 2002’den başlıyor geliyor. Yeni geçen bütçede faiz ödeneği 10 katına düşmüş. Burada kur farkı yok. Gelecek yıl ne kadar kur farkı ödeneceğini bilmiyoruz. Parası olana devlet para ödedi. Dolar yüzde 17’den fazla artarsa onu da sana ödeyeceğim, diyor. Sayın Erdoğan’ın projesi bu.

  • TOKİ konut yapıyor, 650 binden satıyor. 650 milyara TOKİ tam 1 milyar konut yapabilir, peşinatsız insanlara verebilirdi 2022’de. Ülkedeki gelir dağılımın bu kadar bozulmuş olduğu başka dönem yaşamadı ülke. Hep iyileşe, iyileşe gidiyorduk.

  • Son birkaç yılda varlıklı daha varlıklı oldu, durağan(durgun) gelirli vatandaşımızın geliri düştü. Yıl sonunda aldığım data, Türkiye’de mühim bankalardan birisinin geçen seneki cirosunda yüzde 50 artış var Euro bazında. Dolayısıyla uygulanan yanlış iktisat politikalarının en mühim sonucu refahtaki dengesizliktir.

  • Yalnız yüksek maaş artışıyla ekonomiyi düzeltemezsiniz. Arkadan gelen daha büyük enflasyon dalgası verdiğinizden daha fazlasını alır götürür. Bunlar geniş bir programda sağlam zemine oturmazsa enflasyon tarafınca süpürülür gider. Şu anda hükümetin kapsamlı program uygulayacak kapasitesi yok.

  • Suudi Arabistan’dan alınan para ile Rusya’dan organik gazla meydana getirilen işler, dökme suyu ile değirmenin dönmemesidir. İktidar değişecek gene bu iş bizlere duracak, biz ödeyeceğiz. Borçları ödemeyelim, öteleyelim diye fikirler vardı o dönemde.

  • Yeni kurulan bir hükümetiz, borcu ödemeyerek itimat mi oluşturulur dedim. Borcu ödemezsen itimat oluşmaz, iki kere iki dört. Bundan sonraki dönemlerde Erdoğan’ın borçlanma imzası da olsa, onu da inşallah biz ödeyeceğiz. Fakat hatalar, hile, hurda var ise bunlar da denetime doğal olarak tutulacak, onu da söyleyeyim. Hukuk devletine yakışan, yönetimsel denetimi, yargı denetimi, Meclis denetimini çalıştırırsınız.

“HÜKÜMETİN KURULDUĞU İLK GÜNDEN İTİBAREN KKM HESABI AÇMAYACAĞIZ”

  • Hakkaniyet yerini bulsun, yanlış meydana getiren bedelini ödesin diye. ‘KKM’yi siz ödeyecek misiniz?’ diye soruyorlar. Eskiden yatırılmışsa, devlet sözüyse onun vadesine kadar öderiz. Fakat hükümetin kurulduğu ilk günden itibaren KKM hesabı açmayacağız. Fakat eski verilen sözleri sonuna kadar yerine getireceğiz.

  • 2023’te yapılacak seçimler için hiçbir parti için yüzde şu kadar, bu kadar diyemeyiz. Her parti orada oturuyor, orada oturunca tek parti olmuyor. Hala 6 partiyiz. Ortak kararlarımızı mutabakatla alıyoruz. Aynen AB, 20, NATO şeklinde. G-20’de ülkeler alfabetik sırayla oturuyor. NATO en büyük silahlı gücü olan ülkeyle 500 bin-1 milyon nüfusu olan ülke eşit olarak oturuyor ve kararları bloke edebiliyor.

  • AB’de Cenup Kıbrıs Rum Kesimi üye olduğundan Türkiye ilgili pek fazlaca sonucu bloke edebiliyor. Eğer bir arada olmak gerekiyorsa bu fazlaca taraflı ortamlarda kararların ne olursa olsun mutabakatla gitmesi lazım ve eşitler olarak oturulması lazım. Bizim 6’lı Masa’da hepimiz buna fazlaca saygılı. Hiçbir problem olmadı. Bir otobüste gidiyorsunuz, 85 milyonun binmiş olduğu otobüs. Şoförün fazlaca hız mı yapmasını istersiniz; yoksa sakin bir halde gitmesini mi? Oldukca taraflı mutabakatla yürüyen yapılar durağan(durgun) hızla fakat güvenilir adımlarla ilerler. Tek adam sistemi oldukça süratli. Otobüste oturanlar kafayı gözü yarıyor. Neymiş süratli karar alıyormuş, iyi halt ediyorsun işte.

  • İnanın 6’lı Masa gerçek demokrasiyi ilkin kendi içinde işletmeye çalışıyor şu anda. 6 Masa’da ne ezen var ne ezilen var. Hepimiz kendi önerilerini koyuyor. 6’da 6 mutabakat oluşunca yürüyoruz. 28 Kasım’da biz bunu açıkladık ya, 26 Kasım’da değişim önerisi geldi. Baktık ısrarcılar, ‘hay hay’ dedik; şundan dolayı mutabakat metni bu. Fakat bu demek değildir ki, iddialarımızın sonuna kadar arkasında duruyoruz. Türkiye olarak bu kültür fazlaca yeni.

  • 6 partiden kurduğumuz ortak emek verme grubu eğitim, sıhhat, yargı, dış siyaset, güvenlik aklınıza gelen herşey buraya girdi. Tarımda 56 madde yazmışız, buraya 10 tanesi girmiş. 10 tanesini yapalım Türkiye kanatlanır. Seçim öncesi şartlarla sonrası şartları fazlaca değişik oluyor. Seçimden sonraki 90 gün fazlaca mühim.

  • İlk 90 günde yapacaklarınızı dördüncü aya sarkıtınca olmuyor. İlk 90 dakikada Türkiye’de basın özgürlüğünü getirmek mümkündür. İnanın fazlaca rahat. Hukuk içinde kalacağım diyince iş bitiyor. Kıymetli gazetecilerimiz, basın mensupları, köşe yazarlarımız, yeni hükümetimiz kurulmuştur, bundan sonrasında hiçbir siyasal, medya patronuna telefon açıp asla kimseyi işten attırmayacaktır. İnanın bu savcılara ve hakimlere de nefes aldırır. Bunların hepsi ilk 90 dakikada düzelecek işler.

  • Yargıdaki insan kaynağıyla ilgili objektif gözden geçirme. Bununla ilgili Doğu Avrupa’da iyi örnekler var. Orada yargıyla ilgili köklü adımlar atılmış. Yargı fiil planında bunun izleri var. İnsan kaynağına dönük teknik emek verme yapılıyor. Bunu yapacaksınız ki yargı bağımsız ve yansız olsun. Hepsinin hazırlığını yapıyoruz. Oldukca kırılgan ve dikkatli bir emek verme gerektiriyor. Hazırlığı yapmış olup, seçimden sonrasında öteki partilerle nihai istişaresini yaptıktan sonrasında devreye sokacağız.

  • Şu anda 6 genel başkanla biraraya oturduğumuzda bu ülkenin yarınlarıyla ilgili büyük ümit, cesaret ve sağlam duruş görüyorum Tanrı için. 6 başkan olarak mevzularda tavizsiz, sağlam durursak, emin olun kimse kıpırdayamaz. 6’lı Masa’yla ilgili en fazlaca tartışılan mevzu aday meselesi.

  • Oysa alttan alta yürüyen bir sürü iş var. Bunların tamamı uygulama süzgecinden geçmişler. Emek harcama ekibinde, partilerde uygulama tecrübesi olan dostlar var. Emek harcama ekibinin içindeki dostlar hep uygulamanın içinden gelen kişiler. Bunlar fazlaca sıkı ekip. Faik Öztrak, Umut Özlale, Feridun Bey var. Oldukca geniş cemiyet kesimlere hitap eden bir şey çıkacak buradan. 6’lı Masa’nın dibinde dalga falan yok, istikrarlı bir akım var.

  • Baştan şu şekilde bir karar aldık, geçiş sürecinin yol haritası emek harcaması var. Bu bitmeden adayla ilgili görüşmeyeceğiz dedik. Şimdi artık bitme aşamasına geldik. Perşembe günü saat 12.00’de toplantı var.

  • Ön aşama olarak duyuru ettiğimiz iki mühim mevzu bitmek suretiyle. Ocak ayının ikinci yarısından itibaren adayla ilgili partiler içinde bir trafiğin başlamasını düşünüyorum. Genel merkezdeki görevli tüm arkadaşlarımızla 15 dakika baş başa görüşmeler yapıyorum.

  • Güzel bir görüşme formu hazırladık, A4. Tüm arkadaşlarımızın görüşlerini tek tek alıyorum ilk etapta. Hemen sonra ikinci etabını yapacağız. Tek tek baş başa hepimiz samimi olarak düşündüklerini söylüyor. Parti içi, baş başa görüşmeler yapıyoruz.

  • Anketlerde insanoğlu konuşmuyor. 100 kişiye soruyorsunuz, 2 şahıs yanıt veriyor. 2 şahıs konuşunca da onun söylediklerinden bir kanaate varmak fazlaca zor. Biz adayımızı belirlediğimiz noktada, 6 parti sapasağlam o adayın arkasında durduktan sonrasında işler fazlaca değişecek.

  • Adayımız seçildiği süre tüm yetkiyi adayımız alacak fakat bu yetkiyi kullanırken 6 partiyle istişareler iyi mi yürüyecek. Bunu kamuoyuna duyuru edeceğiz.

“MUTABAKAT OLURSA CUMHURBAŞKANI ADAYI OLURUM”

  • Biz hiçbir siyasal partiyle adaylar mevzusunda, ihtimaller içinde adlar mevzusunda ‘olur’ ya da ‘olmaz’ demiyoruz. 6’lı Masa’da hiçbir isimle ilgili pozitif yönde/negatif hiçbir görüş zikredilmedi. 6’lı Masa bu şekilde bir mutabakata varırsa hem seçilebilme problemi olmaz hem de en iyi şekilde ben yaparım, problem yok.

  • Bizim ilk olarak ortak yönetim modeli ve geçiş yol haritasında mutabık kalmamız mühim. Seçilecek cumhurbaşkanı yetkilerini iyi mi kullanacak, 6’lı masa ile mutabakat iyi mi olacak bunlar etraflıca hazırlanıyor.

  • 6’lı Masa’nın mutabakat ruhu var. Onun için dikkat ederseniz bizlerden hiçbir izahat yapılmadı. Benim görüşüm kişisel görüş olmamalı. Partide fazlaca kıymetli insan kaynağımız var. Ortada dolaşan genel başkanlar var, belediye başkanları var, bir de toplumda dillendirilen adlar var. Topu topu 15-20 kişilik isim havuzu var.

“O GÜN İMAMOĞLU, AKŞENER VE KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞTÜM”

  • Sağlam hukukçu ekibimiz var. Toplam 5 bin avukat arkaşımız var. Hukukçu arkadaşlarımızın görüşü fazlaca açık. Bu ifade kime kullanılmış, YSK’ya mı bakana mı? Bu ifadede ağır cezayı hak eden bir şey var mı? Arkadaşlarımızın değerlendirilmesi siyasal tesir altında alınan bir karar olduğu. O gün bir basın açıklamamız vardı. Saat 14.00’de telefonum çaldı. Meral Hanım aramış. ‘İstanbul’a doğru yoldayım. Bu karar galiba negatif çıkacak, destek için oraya gidiyorum’ dedi. Sonrasında Davutoğlu aradı, ‘Ben İstanbul’a gidiyorum ne düşünüyorsunuz?’ dedi.

  • Sonrasında Kılıçdaroğlu ile görüştük, orada etkinlik olacak dedi. Ben de ev sahibi sizseniz doğal ki geliriz dedim. CHP’nin iç süreçlerine saygılı olarak 6’lı Masa hukukuna da baktık. Arkadaşlarla duruma baktık, durumumuz uygun dedik gittik. Genel başkan olarak konuşmamızı yaptık.

  • Bu işlerde usül fazlaca mühim. Fakat şu var, genel başkan yardımcılarımızı derhal İstanbul’a gönderdim, durumu izlemek için. Sayın İmamoğlu ile telefonla görüştük ‘geçmiş olsun’ dedik.
tıklayınız” data-event-action=”click”>ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Cumhur İttifakı'ndan 'seçim' açıklaması! "Erkene alınabilir" diyerek tarih verdiCumhur İttifakı’ndan ‘seçim’ açıklaması! “Erkene alınabilir” diyerek tarih verdi
Bağışıklık sistemini bozarak erken ölüm riskini artırıyorBağışıklık sistemini bozarak erken ölüm riskini artırıyor
3 eşini de öldüren Necati Akpınar’ı kızı ele vermişti, oğlu da konuştu! 3 eşini de öldüren Necati Akpınar’ı kızı ele vermişti, oğlu da konuştu!

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.